|
| |||||||||||
| Anasayfa | Dörtdivanlılar | İletişim | Köylerimiz | Önemli Telefonlar | Sohbet | SON DAKİKA HABERLER | Ziyaretci Defteri | Haber Ara| Sitene Ekle | | |||||||||||
AramaEn Çok Okunan Haberler
|
EKMEK ÇANTASIKaraçörten diye bir pınar vardı. Suyuda çok soğuktu
Sevgili okurlarımız, birkaç haftadır yayınladığımız olaylar, düğünde dernekte, köy önlerinde ardadaşlarla geç saatlere kadar muhabbetlerimizi oluşturan olaylardı. Bu olayları duyduktan sonra başından geçen kişileri bulup olayları bizzat kendilerinden dinledim. Bu haftaki yazımızın onlardan farkı, gözümün önünde cereyan etmesidir. EKMEK ÇANTASI Bundan on yıl kadar önceydi. Orman işletmesi köyümüze düşen makdayı (kesilecek çamları) kişi hesabına bölmüş herkesin ayrı ayrı kesmesini istiyordu. Aslında bu bizim yani köylülerinde işine geliyordu. Bir sabah erkenden bütün köy halkı tomruk kesmek için yola koyulduk. Kesilecek bölmeyi bulduk ama kesilecek kökleri bulmak biraz meşakkat gerektiriyordu. Tahir dayımla oğlu, babamla ben ve diğer köylüler ikişer ikişer numara aramaya başladık. Yarım saat oldu olmadı biz keseceğimiz çamları bulduk. Kesip soymaya başladık. Büyük ihtimalle her kes aradığı çamları bulmuştu. Arada bir karşıkı yamaçta Tahir dayının sesi yankılanıyor. Gördünmü, buldunmu diye sesler bir birini takip ediyordu. Sadece çamların devrilme ve kesi motoru sesi geliyordu. Tahir dayının buldunmu diye sesinden başka bir insan sesi duyulmuyordu o Köroğlu diyarında. Öğle olmaya başlamış karnımızda iyice acıkmıştı. O mıntıka da tek bir tane pınar Karaçörten diye, buz gibide suyu vardı. Çörtene doğru ilerlemeye başladık. Herkesin elinde ekmek çantası çörtene doğru sallana sallana geliyorlar. Ellerini yıkayıp biraz su içtikten sonra hemen yakın bir yere sofrasını kuruveriyorlar. Domates, dalsoğan, yumurta üstünede bolca tuz ellerinde bir parça da keş günün en büyük menüsünü oluşturmuştu. Biz yemek yerken Tahir dayı bir yerden oğlu ayrı bir yerden geldi. Birbirlerine buldunmu diye bir şeyler sordular. Ama biz bir şey anlamadık. Tahir dayı yanımıza kadar geldi öyle bir yorulmuş öyle bir terlemişki, çalışanlar okadar yorulmamıştı.Yüzünde bir değişiklik bir gerginlik vardı. Aradığı şey çam değildi, o başka bir şey arıyordu. Önce dalga geçerler diye bize söylemek istemedi. Israrımıza dayanamayıp ekmek çantasını kayıp ettiğini, ta sabahtan beri bütün vaktini bununla geçirdiğini söyledi. Gel beraber yesek desekte araya araya iştahıda kesilmişti. Biraz yanımızda durduktan sonra aranacak bir yer kaldı deyip ormana doğru yürümeye başladı. Arkası bize dönüktü. Baltasını omzuna almış baltaya bağlı sırtında bir çanta sallanıyordu. Bacanağı Mustafa abi, senin kaç çantayın var diye sordu. Yorgunluktan bir diye sesi zor duyduk. Peki sırtındaki ne. Sırtındakini indirip baktığında üreee bu çantayı arıyon ben dedi. Mustafa abi kızgınlıkla, hiçte oturmadın be adam, hiçmi susamadın diyerek kahkahaya başladı. Orda bulunanlar gülmüştük hep. On gün sürmüştü çalışmamız. On gün boyunca hep çanta sorduk birbirimize. Buldunmu diye bir ses kaplıyordu bütün ormanı. Hey gidi ogünler. Tahir dayı Allah Allah deyip mahcubca oradan uzaklaştı. Dayım sırtındaki çantayı sabahtan öğleye kadar aramış, su içmeden hemde aç karna. Ne diyelim oluyo böyle şeyler. Ne kıymetli degerlerimiz vardır üstümüzde taşırız. Amma taşıdığımızı bilmeden. Bazende taşıyor sandığımız lakin , düşürdüğümüzü bilmeden. Fahri KAYAALP Eğer sizlerinde böyle tatlı anıları, çevrenizden duyumlar ve karşılaştığınız olaylar var ise bize e-posta adreslerinden dortdivanhaber@gmail.com yazıp gönderin yayınlayalım. DÖRTDİVAN’LI MİZAHI · Serta
Yazdırılabilir Sayfa |
Word'e Aktar |
Tavsiye Et
| Yorum Yaz
Bu habere toplam 3 yorum yazylmy?tyr. Durmuş ÖZTEKİN(Sincan-Ankara)
[ 05 Ocak 2010 21:25 ]
Fahriciğim, bu hadiselerin benzerlerini, mesela koluna baltasını takmış ormanda çok balta arayanları hep anlatırlardı bende çok duydum ama unutmamak güzel bir şey, dinimiz unutmanın Allahın verdiği nimeti olarak anlatılır, ne zaman unutulmalı, kavga ettiğinde, kötü sözler sarf edildiğinde, o zaman unutulmalı amma, her kişi değil er kişi, değilmi? İnsan var kırk yıl sonra kininden öcünü almaya çalışıyor. Bunlar unutulmalı, senin anlattığın da insana ders verici ve insana bir ders vermektedir. Senin zekânın mükemmelliğine delalet ediyor. Allah Cümlemizin aklını muhafaza eylesin. Sana âcizane Durmuş hocandan dua Allah kabul buyursun. Selamlar, tebrik ederim.
Garip
[ 29 Aralık 2009 08:33 ]
Fahri bey, çok güzel bir hikaye eline sağlık, fazla özletme
İsmail COŞKUN
[ 28 Aralık 2009 20:19 ]
Fahriciğim, çok güzel...
Yorumların tamamını okumak için tıklayın. |
Son Dakika Haberleri |
|||||||||
|
© 2009 Tüm Hakları Saklıdır. Yazılardan yazarları sorumludur. Site yönetimi sorumlu tutulamaz.Yazı ve Şiirlere Telif hakkı Ödenmez. Gönüllü, ücretsiz yayınlanmaktadır. Altyapı: MyDesign Haber Sistemi |
|||||||||||