Anasayfa | Dörtdivanlılar | İletişim | Köylerimiz | Önemli Telefonlar | Sohbet | SON DAKİKA HABERLER | Ziyaretci Defteri | Haber Ara| Sitene Ekle |

Arama


Gelişmiş Arama

HURAFELER VE BATIL İNANIŞLAR

İslâm hurafelere karşıdır. Müslümanlar tarihleri boyunca hurafe ile mücadele etmişlerdir.

Kategori  Kategori : SİZDEN GELENLER
Yorumlar  Yorum Sayısı : 2
Okunma  Okunma : 471
Tarih  Tarih : 23 Ocak 2010 01:31

 
HURAFELER VE BATIL İNANIŞLAR

           

Zanlar ve vehimlerle ortaya çıkan hurafeler,  işitilmek suretiyle emsali hadislerle desteklenerek asılsız uydurulan akla-mantığa uymayan, dinen, aklen de reddedilmiş olan herhangi bir şeye inanmak, en tehlikeli ve en korkunç bir inançtır. Bu hurafeleri savunanlarda hat safhadadır.

 

Uydurulanları gördüğümüzde veya duyduğumuzda sanki cehalet ve küfür devrindeki görülen hurafeler, zamanımızda da görülmektedir.

 

İslâm hurafelere karşıdır. Müslümanlar tarihleri boyunca hurafe ile mücadele etmişlerdir. Hurafelerin en az yaşama alanı bulduğu coğrafya İslâm medeniyetinin hâkim olduğu yerlerdir. Hurafelere karşı olmak ve onlarla mücadele etmek İslâmın gereği, Müslümanlığın şartı, İslâm medeniyetine mensup olmanın olmazsa olmazıdır. Ancak nelerin hurafe olduğu konusunda İslâm medeniyetinin kendine özgü farklı yaklaşımı vardır.

 

İnsanlar her zaman gayb âlemi, tedavisi güç olan manevi hastalıklar, iç âlemini etkileyen fal, büyü gibi konularda hurafelerin etkilerinden kurtulamamışlardır. Hurafeler ve batıl inanışların insanlığın başına dert olmasında genellikle cahillik, alışkanlık, görenek, propaganda, çıkar hesapları ve kişisel zaaflar etkili olmuştur.

 

Dünyanın nerede durduğundan tutunda, yıldız nameye baktıranlar, fallara hâlâ inananlar, kahve falları, köpek ulumalarını yorum yaparak insanların zihinlerine girerek vehimlendirmekteler.

 

Ben derim ki aşağı yukarı 30 yıldır sizce belki yıllar öncede elinize geçmiş olabilir gündemdeki yerini koruyan, geçmişte ortaöğretim öğrencisi iken bile gündemden düşmediğini gördüğüm PTT merkezlerini işgal eden kırtasiyelerde bir yığın fotokopiler çektirmek suretiyle posta kutularımızı açtığımızda birde bakıyoruz ki mektubun içinden çıkan 13 yaşlarında bir kız çocuğunun masalı anlatılmaktadır.

 

Mektubun içeriğine girildiğinde daha önceleri bu mektup bir kişi tarafından 13 defa yazılıp postalanmıştır. Şimdide 13 defa fotokopi çektirilip çoğaltılarak dağıtılması istenmektedir. Bu yıllardır devam etmektedir. Düşünüyorum, ya PTT, ya fotokopi çekenler veya kâğıt satışı yapanlar kazandırılıyor, zaman kaybı insanları oyalama ve uyutulması ise işin cabası değil mi?

 

Müsaade ederseniz mektubun hulasasından ara ara bahsedeyim. Başlarken Allah rızası için okuyun diye başlamış, ben 13 yaşımda bir kız çocuğuyum der, muzdarip olduğunu, doktorların hastalığına çare bulamadığını, ağlayarak gözyaşını silmeden şehitler şehidi Hz. Hüseyin’in kızı Hz. Zeynep’in türbesini ziyaret ettiği sırada uyuya kaldığını, uyku esnasında Hz. Zeynep’in ağzına su dökmek suretiyle iyileşeceğini müjdelediğini ifade eder. Bundan sonrada başından geçenleri yazı ile yazıp anlatmasını ve halka dağıtmasını ister. Böylece 13 adet yazarak çoğaltır ve halka dağıtır. Bu yazıyı gönderdiklerinden birinin önemsemeyip hapse girdiğini ve servetini kaybedip perişan olduğunu, söz konusu yazıyı yazıp dağıtanların mutlu ve muradına erdiklerini ifade ederek hâlâ akla mantığa uymayan bu mektuplarla Müslümanları oyalamaktalar. Bu mektup çeşidi, yazılanlardan biri, değişik şekillerde yazılıp sürekli dağıtılmaktadır. Günümüzde cep telefonlarının yaygınlaşmasıyla buna benzer hurafeler mesaj olarak da telefonlara gelmektedir. 

 

Bilhassa şu günlerde de internetin yaygınlaşmasıyla e-posta veya MSN aracılığıyla bu çeşit yazıların yazılması hala devam etmekte olup bu hurafeler yayılmaktadır ve Hıristiyanların bir oyunudur.  Buna alet olunmaması için yakınlarımızı, çevremizi uyaralım ve bu hurafe vehminden uzak kalınmasını, bunların aslı astarı olmayan ve Müslümanlara yapılan bir oyun ve oyalamaca olduğu konusunda uyaralım. Bu mektup ya da mesajları okuduklarında nice aklı başında tanıdıklarımın acaba bana da bir şey olur mu? Diye korktuklarını gördüm.   Bir şey mi olur diye kuşkulanmaktalar, mektubu çoğaltıp göndermek zorunda kaldıklarını ifade etmekteler. Böyle bir mektubun gelmesi halinde o yazının çoğaltılıp gönderilmesi hurafeye hizmettir. Elinize geçtiğinde yırtılıp atılması veya yakılması en doğru yol ve en uygun olanıdır.

 

Yazının başında Allah için ibaresi kullanılarak dini duygular sömürülmektedir. Besmele ve Allah rızasını okuyunca, Soruyor efendim: “Bismillah yazmış, sonunda da Allah ve Resul aşkı demiş ben ne yapayım” diyerek çok Müslüman’ın etkilendiğini görmekteyiz.

 

Besmelenin ve Allah rızasının altında birçok yalan, Allah ve Resul isminin üstünde birçok yalan ne yapılması lazım, aklımızı kullanıp mantığımızı çalıştırmamız lazım. İslâm tarihimizdeki kaynakları araştırdığımız zaman da görüyoruz ki, Kur’an ayetlerini mızraklarının uçlarına takarak da Müslümanlara hile yapmaya çalışmadılar mı?

 

İnsan fıtratında var olan inanma, küçük bir taşa, mavi bir boncuğa kutsallık verilmesine kadar ileri derecelere kadar gitmiştir. Hatta son günlerde gördüğümüz bazı apartmanların girişlerinde ve daire cümle kapıları eşik mermerlerine yapıştırılmış üç adet nazar boncuğu bu inancı desteklemektedir. Güç ve kuvvet Allah’ındır. Güç ve kuvvetin boncuğa yüklenmesi şirktir.

 

Hurafelerin birçoğu din adına benimsenmiştir. Terk edilmesi çok güçtür. Toplumdaki insanın hafızasına öyle yerleşmiş ki nesilden nesile örf ve adetler olarak devam ede gelmiştir. Doğumlarda, evliliklerde, ölümlerde, gelenek ve görenek şeklinde varlıklarını sürdürmektedirler.

 

Anne olmayan kadınları, türbelerden çocuk isteyecek kadar etkisi altına almıştır. Basit tıbbi problemi olan kadınlar, doktora başvurmadan türbelere gidip dilek dilemiş, türbe duvarlarına taş yapıştırmış, türbede yatan kişiden çocuk istemiş, adak adamış, dilekleri yerine geldiğinde adaklarını türbede kesmiş ve türbede yatana teşekkür etmiş.

 

Düğünlerde kurulacak yuvanın mutlu bir şekilde devamı için çeşitli uygulamalar, bunların birçoğu anlamsız, gelin eve girerken bereketli olsun diye su testisi kırdırılır, çocuğu erkek olsun diye kucağına erkek çocuk verilir.

 

Ölüm olaylarında da batıl inanışlar görülmekte, evin yakınlarında baykuş veya karga ötmesi ile evden ölünün çıkacağına inanılır. Cenaze toprağa verildikten sonra, cenaze çıkan evin ışıkları kırk gün yakılır, bunun sebebi, ölünün ruhunun gelip yerini kolay bulması ve elbisesinin duvarda asılı kalması ve ruhun arada bir gelerek bunu giymesi gibi, dinî hiçbir dayanağı olmayan İslam’dan önceki inanç ve adetlerin devamından ibarettir.

Kadınlar arasında hurafelerin yaygınlığı ve çeşitli hurafelerin tespiti için kadınlarla yapılan mülâkat sonuçları aşağıya çıkartılmıştır.  

 

Nazara inanan % 95, Nazardan korunmak için, dua okuduğunu maşallah vb. sözler söylediklerine %42, Boncuk takanlar -%18, At nalı, muska, üzerlik kullananlar-%18, Fal inancı-%55, Çay- kahve fallarına baktıranlar -%30,  Muska yaptıranlar-%35, Büyüye inanan ve yaptıran -%25, Türbelere devamlı giden-%60, Türbelere çaput bağlayan, taş yapıştıran, orada kurban kesen, çocuk isteyen, hastalık, kısmet, ev yapmak ev istemek için giden, %45,5, Şeytan kulağına diyerek kulak çeken, bunu yaparım ve inanırım diyen %42,5, Kurşun döktüren %17,5, Hıdrellez günü pikniğe gitmeyi tercih eden-%37,5, (Eğer gidilmezse evi fare basacağı inancı)

 

Kadınların niçin hurafelere bağlandıkları sorusuna verilen cevaplar da ise:

Eğitimlerinin ihmal edilmesine % 32,5, Bazı kadınların eşlerinin olmadığından, boş vakitlerinin çok olduğunu ifade eden -%15,  Duygusal yapıda oluşları -%7,5, kendilerinin saf ve aciz oluşları-%17,5,  Dedikodu ve meraktan -% 10  * (Diyanet İlmi Dergi, c.42, sayı 1, s.24,25,26,27,28,29,30,31)

 

Din eğitimi eksikliği de vurgulanmıştır. Diğer bir sebep de yüzyıllardır kadınlar hakkında tüm dinlerde bulunan yanlış anlayışlardır. Kadını farklı bir yaratık sınıfına sokup ikinci derece kabul etmektir.

 

İslam dini hurafe ve bid’atları kesinlikle reddetmiştir. Bu konu hem Kur’an da hem de Hz. Peygamberimizin (sav)’in uygulamalarında görülmektedir. Kur’an-ı Kerimin bazı ayetlerinde hurafe olarak nitelendirilen fal, put, büyü vb. uygulamalar haram kılınmış, bunları Müslümanların kesinlikle yapmamaları istenmiştir. “Leş, kan, domuz eti, Allah’tan başkası adına boğazlanan, boğulmuş, vurulup öldürülmüş, yukarıdan yuvarlanıp ölmüş, boynuzlanıp ölmüş hayvanlar ile canavarların yediği hayvanlar ölmeden yetişip kestikleriniz müstesna, dikili taşlar (putlar) üzerine boğazlanmış hayvanlar ve fal oklarıyla kısmet aramanız size haram kılındı. Bunlar yoldan çıkmaktır.”* (Maide 5/3) Bu ayetle falların tümü yasaklanmıştır.

 

Günümüzde hurafelerin önemli bir kısmını teşkil eden gelecekten çeşitli yollarla haber verme Allah tarafından yasaklanmıştır. Çeşitli hurafelerle ilgili peygamber efendimiz şöyle buyurmuştur. “kim üfleyerek düğüm yaparsa sihir(büyü) yapmış olur. Her kim sihir yaparsa Allah’a şirk koşmuş olur. Bir takım şeyler (nazar ve büyünün etkisinden korunmak için kurşun döktürme gibi şeyler) takan kimse taktığı şeye bırakılır. (Allah’ın himayesinden çıkarılır)” ve “...gaib habercisine (kâhin, arraf, falcı) gidip, onun dediğini doğrulayan kişi, Kur’an-ı inkâr etmiş olur.” *(Diyanet İlmi Dergi, c.42, sayı 1, s.34)

 Ayet ve hadislerde görüldüğü üzere bid’at ve hurafelerin her çeşidi haram kabul edilmiş ve kesin bir dille yasaklanmıştır.

 

Sonuç olarak televizyon programları, gazete ve dergiler hurafeler konusunda hassas olmalıdırlar, yayılmasına yaşatılmasına sebep olamamalıdırlar. Radyo ve yazılı basın hurafeleri önlemeye yönelik biçimlendirme görevini üstlenmelidir. Yapılan programları, filmleri, dizileri, yazılan yazıları bu çerçevede ele almalıdırlar.

 

Kadınların hurafeye inançlarının, eğitim eksikliğinden kaynaklandığı dile getirilmektedir, bu eğitim eksikliğindeki kasıtları, hem genel anlamda eğitim hem de özel de din eğitimi eksikliğidir. O halde kadınların eğitimi için daha fazla çaba harcanmalı, eksiklikler varsa giderilmeye çalışılmalıdır. *(Diyanet İlmi Dergi, c.42, sayı 1, s.39,40)

 

                                              

  Durmuş ÖZTEKİN

Ankara Sincan Merkez

  Camii İmam-Hatibi
 
 
*Not: Faydalanılan Kaynaklar

Yazdyrylabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Tavsiye Et | Yorum Yaz Yorum Yaz

Bu habere toplam 2 yorum yazylmy?tyr.

İsmail COŞKUN [ 25 Ocak 2010 18:39 ]

Durmuş Hocam,
Günümüz müslümanlarının hal-i pür melalini açıklayan ve çözüm yollarını gösterdiğiniz bu eğitici yazınız için, Allah(cc) razı olsun diyorum. Yazılarınızın devamını bekliyoruz inşaallah.
IP: 88.227.177.131

fahri kayaalp [ 23 Ocak 2010 10:40 ]

Sevgili öğretmenim, saygı değer hocam sizin bu sitede yazınızı görmekten gerçekten onur duydum. Bu vesile ile sizin öğretmenliğiniz, benim de öğrenciliğim devam edecek inşallah. Yazılarının devamı dileğiile saygılarımla.
IP: 85.108.2.127

Yorumların tamamını okumak için tıklayın.

SİZDEN GELENLER

En Çok Okunan Haberler

Son Dakika Haberleri

Anket

12 Eylül ANAYASA SEÇİMİNDE OYUNUZ NE OLACAK ?




Tüm Anketler

© 2009 Tüm Hakları Saklıdır. Yazılardan yazarları sorumludur. Site yönetimi sorumlu tutulamaz.Yazı ve Şiirlere Telif hakkı Ödenmez. Gönüllü, ücretsiz yayınlanmaktadır.
RSS Kaynağı | Yazar Girişi

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi