|
| |||||||||||
| Anasayfa | Dörtdivanlılar | İletişim | Köylerimiz | Önemli Telefonlar | Sohbet | SON DAKİKA HABERLER | Ziyaretci Defteri | Haber Ara| Sitene Ekle | | |||||||||||
AramaEn Çok Okunan Haberler
|
KUŞ YUVASIVe bir gün her kuşun yaptığı, kız çocukları için de kullanılan o gün gelmişti. Bütün yavrular yuvayı terk etmiş evin içine dağılmışlardı.
KUŞ YUVASI Yıl 1990'lı yıllar aylardan Haziran ayıydı. O yılki Aladağ günleri gelmiş, hatta aladağa gideli iki gün olmuştu.Yeni doğan kuzular otların arsında görünmüyor, inekler çeşitli çiçekler ve otlar içinde otlayıp yatıyorlardı. O otlar arasında gezerken ayaklarım ve paçalarım yarı yerine kadar ıslanıyor, velhasıl unutulmaz anılarım hafızama kazınıyordu. Hele bir de o günler yağmurlu olursa eziyeti kadar başka bir haz veriyordu insana. Akşam olmuş löküsümüzü yakıp soframızı kurmuştuk. Yeni geldiğimiz için çanağın tavanın yeri tam belli değildi henüz. Ama kurt gibide acıkmıştık. Neyse yarı karanlık, bir gecede önümüzdekileri görür görmez atıştırmaya çalıştık. Karnım tam doymamıştı ama kara çaydanlığın o demli çayı tüm yorgunluğumu gidermişti. Dedem babam ve ben yani üç kuşak aile bir haftalığına aynı evi paylaşacaktık. Hatta diyebilirim ki aynı odayı çünkü yayla evimiz tek odalıydı. Saatler ilerlemeye başlıyor o loş karanlıkta kafalar yavaş yavaş düşmeye başlıyordu. Uykular gelmişti, kuvvetle muhtemel. Anam yatakları ettiğinde evde hiç boş yer kalmamıştı. Her taraf koğuşu andırıyordu. Yataklarımıza geçerken bir birimizin üstünden atlayarak gidiyorduk. Evdekiler uykuya dalarken radyomu yastığın üstüne koyup, kısık sesle dinliyordum. O akşam uykum gelmemişti. Yarının muhasebesini yaparken dibek deresinde tutacağım alabalıklar gözlerimin önüne geliveriyordu. Gece yarısı olmuştu artık, yayladaki sessizliği derenin şırıl şırıl akan suyu bozuyordu. Arada birde kurba sesleri geliyordu uzaklardan. Kısık sesli radyomu duyamıyordum artık. Her yataktan horlama sesi derinliğini ve gürültüsünü artırarak çoğalıyordu. Radyomu kapatıp evin tavanının birleştiği yere doğru baktım, orası beya aralaktı. Bulutlar sıyrılmış ayın yarısını görüyordum. Sabahleyin ninemin yayık döğerken çıkardığı sesle uyandım. Evin içinde bir kuş telaşlı bir şekilde oradan oraya uçuşuyordu. Evin çatısının ustun ağacına yuva yapmış dışarı çıkmaya çabalıyordu. Babam yağmur yağmasın diye örttüğü naylon kuş için engel teşkil ediyordu. Kuş bu yüz yavrularına rızık getirmede biraz geç kalmıştı ki naylonu aldım, hatta kiremitlerin bir kısmını da araladım. Her on dakikada kuş yavruları annelerinin geldiğini haber verircesine kendilerine has sesler çıkartıyorlardı. Yaklaşık bir hafta bu kuşların sesleriyle uyandım. Ve bir gün her kuşun yaptığı, kız çocukları için de kullanılan o gün gelmişti. Bütün yavrular yuvayı terk etmiş evin içine dağılmışlardı. Bir haftalık beraberlikten sonra kapıyı açıp o özgür hayatlarına kavuştular. Bir daha geri gelmemek şatıyla. Fahri KAYAALP
Yazdırılabilir Sayfa |
Word'e Aktar |
Tavsiye Et
| Yorum Yaz
Bu habere toplam 3 yorum yazylmy?tyr. İsmail COŞKUN
[ 16 Temmuz 2010 10:15 ]
Fahri Kardeş, bu nostaljik yazı için çok teşekkür. Hayatımın ilkokul öncesi döneminde, benim için çok önemli olmuş yayla hayatının güzelliklerinden birini daha hatırlattınız. Yazıyı okuyan, hemen olayın içine giriyor.
Garip
[ 07 Temmuz 2010 11:15 ]
Sayın Muhtarım; öncelikle hoş geldin.
Yorumların tamamını okumak için tıklayın. |
Son Dakika Haberleri |
|||||||||
|
© 2009 Tüm Hakları Saklıdır. Yazılardan yazarları sorumludur. Site yönetimi sorumlu tutulamaz.Yazı ve Şiirlere Telif hakkı Ödenmez. Gönüllü, ücretsiz yayınlanmaktadır. Altyapı: MyDesign Haber Sistemi |
|||||||||||